|
Bismillahi Teala
Dönüş Yolları
Kadir Akaras
İnsan, onca değer ve keramet sahibi olmasına
rağmen, bir günahla ayakbastı yeryüzüne. Hani
Allah insanı yaratırken meleklerin itirazıyla
karşılaşmış ve “Benim bildiğimi siz bilmiyorsunuz”
demişti ya. Bu cevapla, insanda büyük bir cevherin
varlığına işaret etmiş ve onun Ahsen-i Takvim,
yani en güzel kıvamda yaratıldığını anlatmıştı
meleklere. Sonra yarattığı insanın boyuna, posuna
/ manevi karakterine bakarak ahsen-ul halikin
olduğunu herkese ilan etmişti.
Melekler, “Biz sadece
bize öğrettiklerini biliriz” ya rabbi diyerek
kendi ilmi acziyetlerini ifade ederek insanın
makam ve menziletini anladıklarını anlatmışlardı.
Ne var ki ilk bakışta, insan, ilk günahı işleyerek
sanki Allah’ı yalanlar gibi bir tavır içine girdi,
hatta bugüne kadar herkes ilk insanın günahı
işlemesiyle kendi değerini kaybettiği zannı içine
girdi. Halbuki o ilk günah ve zelle aslında
insanın o bilinmeyen değerini ve Allah’ın “Benim
bildiğimi siz bilmiyorsunuz” diyerek anlatmak
istediği gizli cevheri ortaya koymuştur ve böylece
insan ne denli keramet sahibi olduğunu, hem
kendisine hem de rakibi meleklere anlatmıştır.
Binlerce yıllık ibadetten sonra bir sapmayla her
şeyini kaybeden İblis’in bile yapamadığını insan
yaparak, aşkın nelere kadir olduğunu gelecek
binlerce asra anlatabilmiştir. İnsanın, Allah’a
olan salt aşkı şeytanın binlerce yıllık
ibadetinden daha değerli ve daha etkili olmuştu.
İnsanın basiretle
donatılmış aşkı bir zelleye karşılık yüzlerce
yıllık ah o figan beraberinde getirerek aşkın
hatalar ve günahlarla çevrili olduğunu, ancak ne
olursa olsun maşuktan ayrılmazlığı en yalın
şekliyle anlatmaya yetiyordu. Halbuki 7000 yıllık
aşksız ve basiretsiz, sadece görev gerekçesiyle
yapılan iblisi ibadetin kurtarıcı olamayacağını da
açıkça anlatıyordu insanlığa.
Aşk, belki günah
işlemeyi her zaman önlemeyebilir ancak
unutulmaması gerekir ki, aşk tüm günahlara rağmen
maşuktan ayrılmamayı gerektirir. Aşk, gidiş
yolunda çok etkili olmasa da, dönüş yollarını aşk
ehline her zaman açık tutmuş ve teşvik etmiştir.
İnsanın fıtratı, ilahi aşkı içinde yaşatmakta ve
her geçen gün oluşan hüsrana rağmen, aşk ateşini
dönüş yolları için yakarak meşale haline
getirmektedir.
Aşkın kemal noktasına
erişen Velid-ul Kabe ve Şehid-ul Mescid, İmam
Ali’nin (a.s) “Hakimiyetinden asla kaçılmaz”
feryadı hem Allah’ın kuluna olan rafetinin
cazibesini, hem de kulun Allah’a olan dönüş aşkını
tüm açıklığıyla anlatmaktadır. O, kullarını
rahmet-i rahmaniyesi ile kuşatmışken rahmet-i
rahimiyesini ödül olarak kullarına müjdelemekte,
“Tevvab” vasfıyla dönüş yollarını aydınlatmakta ve
aşıkların visal umudunu “kabul” yağmuruyla
yeşertmektedir.
Rabb oluşunu,
kullarının dönüş yolu aydınlık olsun diye kitaplar
indirerek göstermekte, yer yüzüne rahmetini akıtan
Ramazanı bağışlayarak ve insana kadrini anlamasını
sağlayacak kadir gecesini sunarak, kaçıştan dönüşe
geçecek aşk yolcularını meleklere gösterip, “Benim
bildiğimi siz bilmiyorsunuz.” sözündeki hikmeti
anlatacaktır.
Ramazan ayı önümüze
çıkan u dönüşüdür.
Rabbim rahmetinle
dönüş yolumuzu aydınlat, dönüşümüzü kabul buyur.
|