Advertisement

KEVSER YAYINCILIK

  Ana Sayfa / Soru ve Cevaplar

 

Bugün :  

Sık Kullanılanlara Ekle

 

Başlangıç Sayfası Yapın

 
 

Bismillahirrahmanirrahim

 

Soru-44: Resulullah'ın ve Ehl-i Beyti'nin (a.s) gaybı bilmesi ile ilgili Kur'an'dan delil var mı? Bu gaybı bilmenin ölçüsü-sınırı nedir? Selam ve sevgiler...

 

Cevap-44: Muhterem kardeşim, Kur'an-ı Kerim'e baktığımızda gerçi bir takım ayetlerde gaybı bilmek Allah-u Teala'ya özgü bir sıfat olarak belirtilmektedir; örneğin şu ayetteki gibi:

“Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır; onları O’ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O’nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.”[1] Ve bazıları bu ve benzeri ayetlere bakarak Resulullah (s.a.a) da dahil kimsenin mutlak bir şekilde gaybdan haberdar olmadığını iddia etmektedirler. Ancak bunlar maalesef bir çok konuda olduğu gibi bu konuda da bütün ayetleri dikkate almadan hüküm vermektedirler. Halbuki Kur'an'ın  aynı konuyla ilgili diğer ayetlerini de dikkate aldığımızda, bu kimselerin yanıldığını açıkça görürüz. Örneğin şu ayet-i kerimeye dikkat edin:

“Gaybı bilendir O. Gayb konusunda hiç kimseyi haberdar etmez; ancak bildirmeği dilediği peygamber bunun dışındadır...”[2]

Bu ve benzer ayetleri de diğer ayetlerin yanına koyduğumuzda şu gerçeği anlamaktayız ki Allah-u Teala, haklarında razı oldukları hariç; hiç kimseyi gaybi ilminden haberdar etmez.

Evet alınan sonuç şudur ki birinci grup ayetlerde reddedilen gayb ilmi asaleten ve müstakil bir şekilde elde edilen gaybî bilgilerdir ki sadece Allah-u Teala'ya mahsustur. Ama Allah dilerse ve razı olursa başkalarını da gaybdan haberdar eder. İkinci ayet bunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Ve Yüce Allah’ın haklarında razı olduğu kimselerin en açık misali  büyük İslam Peygamberi (s.a.a)’dir.

Evet Allah'ın bu gayb ilminden kendi iradesiyle Peygamberlerine vermesine inanmak akide yönünden asla sakıncalı olmadığı gibi, Kur’an ve Sünnet açısından sabittir ve buna inanmamak insanın akidesinin kamil olmadığının nişanesidir. Peygamberlerin Allah’ın izniyle gayb ilmine sahip olduğunu gösteren bir çok ayet vardır; araştırmak isteyenler şu ayetlere de bakabilirler: Musa (a.s) ve Hızır kıssası Kehf: 60-82;  Hz. İsa (a.s) Al-i İmran: 49; Hz. Muhammed Tahrim: 3.

 

Ayetlerin yanı sıra Peygamber (s.a.a)’in gaybî ilme sahip olduğuna tanıklık eden birçok hadisler de vardır ki biz bunlardan sadece bazılarına değinmekle yetiniyoruz:

Ümmetin Bölüneceğine Dair Hadisler:

 Peygamber (s.a.a)’den değişik senetlerle nakledilen hadislerde hazret şöyle buyurmuştur: “Benim ümmetim yetmiş üç fırkaya bölünecektir. Yetmiş iki fırka ateşte, bir fırka cennette olacaktır.’’[3] Ümmetin arasındaki bu ayrılık ve bölünmenin sebebinin imamet meselesi olduğu oldukça açıktır.

 

Havuz Hadisleri:

Buhari, Sahih’inde, Ebu Vail’den ve o da Peygamber (s.a.a)’den nakletmiştir ki şöyle buyurdu: “Ben Kevser havuzunun başında sizleri göreceğim. Sizlerden bir gurubu benim yanımdan geçirecekler... (ateşe doğru sürükleyecekler)  “Ey Allah’ım, bunlar benim ashabımdır” diyeceğim.  Yüce Allah cevapta buyuracak: Ama bunların senden sonra ne yaptıklarını bilmiyorsun!” [4]

Bu manada Ehl-i Sünnet’in hadis kitaplarında, sıhah, sünen ve müsnetlerde olmak üzere, birçok hadis nakledilmiştir.

Harezmi’nin Hadisi:

Harezmi “Menakıp’’da Ebu Ya’la’dan ve o da Peygamber (s.a.a)’den şöyle naklediyor: “Benden hemen sonra ümmetimin arasında bir fitne ortaya çıkacaktır. Siz o zaman Ali bin Ebi Talib’in yanında olun; çünkü o hak ile batılı birbirinden ayırandır.’’[5]

 

İbn-i Asakir'in  Hadisi:

İbn-i Asakir sahih bir senetle İbn-i Abbas’tan şöyle naklediyor: “Ben, Peygamber (s.a.a) ve Ali (a.s) Medine sokaklarından geçiyorduk ki Medine bağlarına yetiştik. Bu sırada Ali (a.s) buyurdu: Ey Allah’ın Resulü ne kadar güzel bir bağ! Peygamber buyurdu: Senin cennetteki bağın bundan da güzel. Sonra hazret Ali (a.s)’nin baş ve sakallarını göstererek ağlamaya başladı... Ali (a.s): “Sizi ağlatan şey nedir?’’ diye sordu. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: Beni ağlatan bu kavmin sana karşı olan kinleridir; onlar bu kinlerini benim vefatımdan önce açığa vurmayacaklardır." [6]

 

İbn-i Esir’in rivayeti:

Peygamber (s.a.a)’in hizmetkarlarından biri olan Ebu Muhaybe şöyle anlatıyor: “Peygamber beni uykudan uyandırarak buyurdu ki: “Bana ’Baki Ehli’ne bağışlanma talebinde bulunmam emredilmiştir. Sen de benimle gel.” O diyor ki: Peygamberle birlikte Baki’ye gittik. Peygamber (s.a.a): “Baki Ehli’’ne selam verdikten sonra buyurdu ki: “Eriştiğiniz bu durum size kutlu olsun! Fitneler karanlık akşam parçaları gibi yakındır...” Ravi şöyle devam ediyor: Bu arada Peygamber (s.a.a) Baki ehli için bağışlanma talebinde bulundu ve Medine’ye geri döndü. O andan itibaren Peygamber (s.a.a)’in hastalığı başladı ve aynı hastalıkla dünyadan rıhlet ettiler." [7]

 

Buraya kadar Allah'ın razı olduğu kimselerin gaybdan haberdar olabileceğini anlamış olduk. Ayette bu razı olduğu kimsenin Resul olduğu vurgulanmaktadır. Şimdi soru şu: Acaba imamların gayb ilmi bildiklerini nasıl ispat edeceğiz? Bunun cevabını hadislerden öğrenmekteyiz. Ehl-i Beyt'ten nakledilen hadislerde bu şöyle izah edilmiştir: Gaybı ancak Allah Peygamber'ine bildirir, Peygamber ise bunu kendi vasilerine bildirir. Bu iki türlü düşünülebilir: Bir kısmı detaylarına kadar bildirilen bilgiler ve haberlerdir; diğer kısmı ise gaybî bilgileri ve haberleri elde etmek için verilen bazı anahtar bilgiler ki bunları kullanarak imamlar, bir takım olaylar ve gaybi durumlardan haberdar olabiliyorlar. Burada örnek olarak iki hadisi nakletmekle yetiniyoruz:

 

1- Hz. Emir-ül Mu'minin Ali (a.s) Cemel savaşından sonra Basra'da okuduğu bir hutbede, gelecekte vuku bulacak bazı olaylardan haber verince, yanındakilerden birisi  "Ya Emir-el Mu'minin, size gayb ilmi mi verilmiştir?" diye sorunca, Hz. Ali (a.s) şöyle buyurdu: "Bu gayb ilmi değildir; (bu) ilmi bilenden öğrenilen bir şeydir..." (Nehc-ül Belağa, Hutbe: 124)

 

2- Yahya b. Abdillah b. Hasan İmam Bakır'a (a.s) şöyle dedi: "Canım sana feda olsun, insanlardan bazıları sizin gayb ilmi bildiğinize inanıyor (bu doğru mu?) İmam (a.s) şöyle cevap verdi: "Hayır Allah'a and olsun ki bu (verdiğimiz gaybi bilgiler), Resulullah'tan ulaşan bir mirastır (bize)." (Emali-i Mufid, S.14)

 

 

 


 
  1. [1] Enam: 59.

  2. [2]- Cin: 26-27.

  3. [3]- Sünen-i Ebi Davut, c.3/ s.198;  Musned-i Ahmet, c.3/ s.145; Sünen-i İbn-i Mace, c.2/ s.362; Mustedrek-ul Hakim, c.1/ s.128; Cami-us Sağır, c.1/ s.184; ed-Durr’ul Mansur, c.2/ s.186. v.s...

  4. [4]- Sahih-i Buhari, c.9/ s.58; Müstedrek-i Ahmet c.1,/ s.439.

  5. [5]- Menakıb-ı Harezmi/ s.105.

  6. [6]- İbn-i Asakir, İmam Ali bin Ebi Talip (a.s)’ın tercümesi , ha.834.

  7. [7]- İbn-i Esir, el-Kamil c.2 / s.318.

 

 
Site içi Arama


 

 

 

 

Go to top of page  Ana Sayfa | Kitap Listesi | Kıble Dergisi | Makaleler | Kadin ve Aile | Cocuklar Îçin | Soru Ve Cevap | Yazarlarımız |
Kur`an | Hadisler | Dualar | Şiirler | Ses ve Video | Programlar | Linkler  |  Îletişim için |

Copyright© 2000 Kevser Yayinlari Internet Hizmetleri. Tüm Haklari Saklidir Ayrintili bilgi almak için veya bize her konuda yazmak için, paragonxx@yahoo.de  'e mesaj yollayiniz. WWW.KEVSERNET.COM