Advertisement

KEVSER YAYINCILIK

  Ana Sayfa / Arsiv

 

Bugün :  

Sık Kullanılanlara Ekle

 

Başlangıç Sayfası Yapın

 

İslam inkılabı rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamanei’nin 2006 yılı Hacc mesajının tam metni”  09/01/2006

Allah’u Teala Bakara suresinin 201. ayeti şerifinde şöyle buyuruyor:
Hacc’a ait ibadetlerinizi bitirince babalarınızı andığınız gibi, hatta ondan da üstün bir surette Allah’ı anın. Çünkü insanlardan, “Rabbimiz, bize dünyada ihsanda bulun” diyenler vardır ki bu çeşit adama ahiretten nasip yoktur.
Ey müslüman bacı ve kardeşler, Hacc günleri, umut ve müjde günleri olduğu gibi, Tevhid evinin konukları arasındaki dayanışma görkemliliğini de yansıtıp, kalplerde ümit yaratır. Hacc günleri ayrıca ilahî zikir bereketleriyle canları tazeler ve rahmet kapılarının açıldığını müjdeler.
Hacılar, huşu ve zikrin zirvesi Hacc’ın şifreli ve sır dolu menasıkini yerine getirdikten  sonra, yeniden Allah’ı zikretmeye çağrılırlar. Yapılan vurgu ve tekidin amacı, Allah’ın anısının pısırık kalpleri aydınlatıp, iman nuru ve ümidi ona üflemiş olmasıdır. Halk ümitvar ve mümin olunca, insan, hayatın engebeli ve kaygan geçitlerini doğru bir şekilde katedip, maddi ve manevi kemal doruğuna ulaşmaya güç yetirir. Hacc’ın maneviyatı işte bu zikrullahta saklıdır. Çünkü ruh, Hacc amellerinin teker tekerinde yerleştirilmiştir. Bu mübarek başpınar hacc sonrası dönemde bile kaynayıp akmalı ve bu yüksek getiri devam etmelidir.
İnsan hayatın çeşitli alanlarında kendi gafletinin kurbanı olmuştur. Nerede gaflet varsa, ahlaki çöküş, fikri düşüş ve ruhi hezimet söz konusudur. İşte bu zaiyat ve kayıplar, kendiliğinden insanın bireysel şahsiyetini çökerttiği gibi milletler ve medeniyetleri de yenilgiye uğratır. Hacc, İslam'ın gafleti izole etmek için öngördüğü en üstün tedbirdir. Hacc merasiminin uluslar arası özelliği de kendiliğinden, İslam ümmetinin de her bir Müslüman ferdin bireysel görev ve yükümlülüğünden ayrı, toplumsal hüviyetinin de, gafletzedeliklerden arınması gereği ve sorumluluğunu vurguluyor.
Hacc ibadeti ve menasıki bizlerin lezzet taleplik, heva ve hevese ve rahatına düşkünlük gibi gaflet verici sürece esir olmaktan geçici olarak kurtulmamızı ve bu bağımlılıkları terk etmemizi sağlıyor.
İhram, Tavaf, Namaz, Sây ve Vukuf; bizi Allah’ın anısıyla yoğuruyor ve bizleri Harimi ilahî’ye yakınlaştırıyor ve de Allah’la ünsiyet lezzetini canımıza indiriyor. Görkemli hacc kongresi, bizleri, azametli İslam ümetinin milletler, kavimler deri rengi ve ırklarla diller ötesi bir nitelik taşıdığı gerçeğiyle tanıştırıyor. Bu kenetli ve uyumlu topluluk, bunca değişik diller, tek bir sözü dillendiriyor, tenlerle kalpler ise tek bir kıbleye yöneliyor. Bu insanlar onlarca ülke ve milletleri temsil ediyorlar. Hacı olan insanların tümü tek bir azametli birime aittirler. O birim ise, İslam ümmetidir.
Gerçek şu ki, İslam ümmeti uzun bir dönemde gaflet içinde yaşamış bulunuyor. Günümüzdeki İslam ümmetinin ilmi ve ameli alanda geri kalmışlığı, siyaset, sanayii ve ekonomik alanda aşağı seviyede bulunması, bu gafletlerin acı sonuçlarıdır.Günümüz dünyasında meydana gelen veya gelecek olan hayret verici gelişim ve dönüşüm sürecinde İslam ümmeti geçmiş gafletlerini telafi etmelidir. Ne mutlu ki günümüzdeki bazı olaylar ve gelişmeler, bu eksikliği giderme çalışmalarının başladığını müjdeliyor. Şüphesiz dünya müstekbirliği ve emperyalizmi, Müslümanların uyanış ve birliğini, Müslüman milletlerin ilim, siyaset ve teknoloji alanında zirveye ulaşma sürecini, kendisinin uluslar arası alandaki sultasını engelleyen en büyük etken olarak nitelendirip, var gücüyle bu dönüşümü sindirmeye çalışıyor.
Müslüman milletlerin eski ve yeni sömürgecilik dönemlerini yaşayıp, derin tecrübelere sahip oldukları bir gerçektir. Günümüzde yeni sömürgecilik ötesi bir dönem başlatılmıştır. Bu yüzden geçmiş tecrübelerden ders alarak yeniden uzun süreli, düşmanı kendi kaderimize egemen kılmamalıyız. O karanlık ve acı dönemlerde batı hegemonyası ve sultacı güçler, bütün kültürel, ekonomik, siyasi ve askerî araç ve gereçlerini seferber ederek, Müslüman milletlerle ülkeleri zayıf düşürmeye, onlara karşı cehalet, bilinçsizlik ve yoksullukla tefrikayı dayatmaya çalıştılar. Birçok siyaset adamı ve politikacının gafleti, tembelliği ve izzeti nefsinin zayıf olması, kültürel güzide şahsiyetlerin mesuliyet bilincinden yoksunluğu da sömürgeci güçlerin politikalarını gerçekleştirmeye yardımcı oldu.
Bunun sonucu, zenginliklerimiz yağmalandı. Tahkir edilip, hüviyetimiz inkâr edildi. İstiklalimiz de yok edildi. Buna bağlı olarak günden güne daha bir zayıf düştük, taşkın çapulcular ve sultacı güçlerse günden güne güç kazandılar. Günümüzde İslam dünyasının çeşitli noktalarında bazı yiğit, sadakatli ve mücadeleci rehberlerin fedakarlıkları bereketiyle islami uyanış dalgaları yayılıp, gençler, bilginler, güzide şahsiyetler, halk kitlelerinin çoğunu İslam ülkelerinde mücadele sahnesine çektiği gibi, sultacıların gaddar çehresini ve iç yüzünü, Müslüman yöneticilerle politikacılar için açığa çıkarmıştır.
Bu yüzden müstekbir ve emperyalist güçlerin elebaşları, İslam dünyası üzerindeki sultalarını sürdürüp, kökleştirmek için yeni komplo ve fitnelere başvurmaktadırlar. Şirretlik ve insana karşı acımaz düşmanlığı simgeleyen büyük şeytan insan hakları taraftarlığı bayrağı açarak, Ortadoğu milletlerini demokrasiye çağırıyor. Amerika’nın öngördüğü demokrasi aslında itaatkâr ve evcil işbirlikçileri komplo, rüşvet ve aldatıcı propaganda ve kampanyalar yardımıyla görünüşte demokratik seçimler yaptırarak iktidara getirip, Amerika’nın iğrenç ve şirret hedeflerini gerçekleştirme şartlarını sağlamaktır.
Amerika’nın bu bağlamdaki ana hedefi, İslam'a yönelişi bastırmak ve islami değerleri yeniden inzivaya sürüklemektir. Nitekim Amerika’yla diğer sultacı güçler siyasi ve propaganda araç ve gereçlerini seferber ederek islami uyanışı geciktirmeye ve elverdiğinde bastırıp, yok etmeye çalışıyorlar. Müslüman milletler, tamamen bilinçli ve uyanık davranmalıdırlar. Din uleması ve önderleri, aydınlar, üniversite çevreleri, yazarlar, şairler, sanatçılar, gençler, bilginler, kanaatkâr önderlerin hepsi uyanık davranıp, yerinde bir girişim başlatarak, emperyalist ve hunhar Amerika’nın yeni bir sultacı ve sömürgeci dönemi İslam alemine dayatmasına izin vermemelidirler.
Uzun yıllar Asya, Afrika ve Amerika kıtasında dikta rejimleri kurdurup, besleyen Amerika gibi sultacı güçlerin demokrasi havariliği kabul edilemez. Siyonist eksenli terörizmi besleyen, Irak ve Afganistan’da en kanlı ve iğrenç şiddet eylemlerini düzenleyip, halka dayatan kimselerin şiddet ve terörizme karşı mücadele iddiası en tiksindirici bir iddiadır. Sharon gibi vampir ve terörist birinin mazlum Filistin halkına karşı işlediği cinayetleri destekleyen şeytanların medeni haklardan söz etmesi, yalan ve lanetlenecek bir aldatmacı girişimdir.
Guantanamo, Ebu Gureyb ve Avrupa’nın gizli hapishanelerinde büyük cinayetler işleyen, Irak ve Filistin halkını tahkir eden, Müslümanların Irak ve Afganistan’da kanını dökmeyi mubah sayan sözde İslamcı örgütleri kurdurup besleyen kimselerin insan haklarından söz etme hakkı yoktur. Sanıkların işkence edilmesini, masum halkın cadde ve sokaklarda kanının dökülmesini kendilerine özgü özel bir hak olarak nitelendiren, hatta yargı gücünden habersiz bir şekilde kendi vatandaşlarının telefon görüşmelerini dinleyen Amerika ve İngiltere devletlerinin Medenî haklardan söz etmek hakkı yoktur.  Nükleer ve kimyasal silahları üretip, çağımızda kullanan yüzü kara kimselerin bizzat nükleer silah teknolojisinin geliştirilmesini yasaklama yetkisi ve yetkilisi olma hakkı yoktur.
Ey Müslüman bacı ve kardeşler! Günümüz dünyası, özellikle İslam alemi, özel ve hassas bir dönemi geçiriyor. İslamî uyanış İslam aleminin tümünde dalgalar halinde yayılmış, Amerika’yla diğer gaddar müstekbir güçlerin riya ve tezvir dolu iki yüzlü mahiyeti açığa çıkmıştır. Buna paralel olarak İslam aleminin çeşitli bölgelerinde kendi hüviyetini ve iktidarını yeniden canlandırma süreci başlatmış bulunuyor. Görkemli bir ülke olan İslami İran’da, bağımsız ve yerli yüksek bilim ve teknoloji fidanı büyümeye başlayıp, siyasi ve toplumsal alandaki izzet-i nefs ve kendine güven, ilim, teknoloji ve kalkınma sürecini derinden etkilemiştir. Buna karşılık düşmanın siyasi ve askeri arayışlarında zaaf ve çöküş başlamış bulunuyor.
Günümüzde Irak, Filistin ve Lübnan’daki gelişmeler birbirine paralel olarak iddialı Amerika’yla Siyonizm gücünün acizliği ve çöküşünü gözler önüne seriyor. Amerika’nın Ortadoğu politikası, atılan ilk adımlarda büyük bir engelle karşılaşmış bulunuyor. Bu politikadaki yenilgi bizzat planı hazırlayanlara karşı bir koza dönüşmüştür. Günümüzde, Müslüman milletlerle devletler, bizzat inisiyatifi ele geçirme ve büyük işleri gerçekleştirme şartlarına kavuşmuş bulunuyorlar. Mazlum Filistin halkına yardım yapmak, uyanan Irak milletini desteklemek, Lübnan ve Suriye’yle diğer bölge ülkelerinin bağımsızlığı, istikrarı ve güvenini sağlayıp desteklemek herkesin görevi ve yükümlülüğü sayılıyor. Bu bağlamda, siyasi ve dini önderler, kültür adamları, milli liderler, gençler ve üniversite çevrelerinin yükümlülüğü daha ağırdır. İslami mezheplere mensup kimselerin vahdeti ve gönül birliği, fırkacı ve kavmi ihtilaflardan sakınma bu bilgin ve güzide şahsiyetlerin en gözde ve seçkin sloganı olmalıdır.
İlmi ve siyasi coşku ve canlılık, kültürel faaliyet ve güçlerin seferberliği, bu kimse ve çevrelerin en önemli çağrısına dönüşmelidir. İslam dünyası halkçılık ve demokrasiyle insan hakları konusunda, defalarca ayaklar altına alınan ve çarpıtılan batılıların ilgili reçetelerine muhtaç değildi. Demokrasi ve halkçılık İslam öğretilerinin özü ve insan haklarıysa İslam'ın en gözde sözü ve yönelişidir. İlim ve teknolojiyi nerede ve kimde olursa olsun alıp, öğrenmelidir. Fakat İslam dünyası daima talebe ve öğrenci seviyesinde kalmamaya özen gösterip, bizzat kendi yetenek ve kabiliyetlerini harekete geçirip, ilim ve teknikte yenilikler yapmak suretiyle bilim ve teknolojiyi geliştirmelidir.
Batılı ülkelerdeki değerler o ülkelerin ahlakî açıdan çökmesine, şehvet ve şiddete düşkünlüğün artmasına, eşcinselliğin ve diğer iğrenç ve alçaltıcı eylemlerin yasallaşmasına sebep olduğu için taklide değmez. Yüce değerleriyle İslam, insanları felah ve kurtuluşa erdirir. Milletlerin önde gelenlerinin asıl yükümlülüğü bu yüce değerleri yeniden canlandırıp, tebliğ etmektir. Irak’ı işgal eden güçlerin İslam ve Müslümanlara karşı saldırı kozu ve bu İslam ülkesinin işgali sürdürme aracı ve bahanesi sayılan kör ve vahşi terörizm, İslam hukuku ve öğreticileri uyarınca kınanan ve yasak olan girişimdir. Irak’taki terörizm ve kanlı cinayetlerin asıl sorumluları ve failleri, Amerika ve İsrail gizli casusluk servisleriyle Amerikalı askerlerdir. Çünkü bu habis güç odaklarının uyguladıkları terörizmden amaçları, Irak’ta devletleşme sürecini etkileyip, yönlendirmektir.
Ey Müslüman kardeş ve bacılar! İslam ümmetinin büyük hedeflerini gerçekleştirme güvencesi, Allah’a tevekkül etmek, Kur’an-ı Kerim’in kaçınılmaz vaadine güvenmek, İslami birliği tahkim etmektir.  Zikrullah’ın zengin ve yapıcı özellikleriyle donatılan Hacc farızası, Müslümanların büyük kongresi ve sıkı toplantısını sağlayan hacc menasıki, bu cihanşümul hareketin başlangıç ve sıçrama noktası olabilir. Hacc farızası sırasında söz ve eylem bazında küfr ve istikbar önderlerinden beraat etmek, bu yolun eylem planını belirleyip, atılacak ilk adımı sağlamlaştırır. Hacılara ilahî tevfiki ve bütün Müslümanlara hz. Veliyullah Azâm (Ruhi feda)nın duasını diliyorum.
Vesselamu Aleykum ve Rahmetullahu ve Berakatu
Seyyid Ali Hamenei

 

 
Site içi Arama


 

 

 

 

Go to top of page  Ana Sayfa | Kitap Listesi | Kıble Dergisi | Makaleler | Kadin ve Aile | Cocuklar Îçin | Soru Ve Cevap | Yazarlarımız |
Kur`an | Hadisler | Dualar | Şiirler | Ses ve Video | Programlar | Linkler  |  Îletişim için |

Copyright© 2000 Kevser Yayinlari Internet Hizmetleri. Tüm Haklari Saklidir Ayrintili bilgi almak için veya bize her konuda yazmak için, paragonxx@yahoo.de  'e mesaj yollayiniz. WWW.KEVSERNET.COM