|
25.12.2005 Tarihli Sabah
Gazetesinde yayınlanan Diyanet İşleri Başkanı
Sayın Ali Bardakoğlu’nun Caferî ve Alevilerle
ilgili talihsiz beyanatı, camiamızda derin üzüntü
yaratmakla kalmamış, son yıllarda bu başkanlığın
camia üzerinde yürüttüğü olumsuz faaliyetlerle
oluşturduğu asimilasyon kuşku ve kaygılarını
tetiklemiştir.
Sayın Bardakoğlu, Caferî- Alevî
vatandaşlar hakkında, bir devlet kurumunun başkanı
sıfatıyla, yaptığı beyanatında özetle,
bizim imamlarımız 600–700 YTL.
Aylık alırken onların imamı cemaat parasıyla 2 bin
YTL. Alıyor,"Devlet memurunun arkasında namaz
kılınmaz” diyerek cemaati etkiliyorlar. " 300
camileri var, Caferi cemaatine göre imam
yetiştirmeli, o mezhebe göre namaz kıldırmalı,
Caferîleri bünyemize alıp kazanmak gerektiğini,
Alevîliğin ‘Mezhep bile olmadığını’ Türk Sünnîliği
içinde mistik bir öğe olduğunu vurgulamıştır.
Böylesi bir beyanatı, karakteri
düzgün bir insana yakıştıramıyoruz. Hele bu insan
bir din âlimiyse ve bir devlet kurumunun başkanı
olmanın sorumluluğunu üstlenmişse, ona hiç
yakıştıramıyoruz.
Zira:
1- Büyük çoğunluğu her türlü sosyal
güvenceden yoksun Caferi imamların, değil aylık,
elde edebildikleri yıllık nakit bile 2 bin YTL’ yi
zor bulur. Hiç bir Caferî âliminin aylık maaşı
Türkiye’de binlerle ifade edilecek seviyede
değildir. Öyleyse genel bütçeden katrilyonlarla
pay alan diyanet kadrosuna girmek, maddi anlamda
daha kârlıdır. Ama biz Caferî âlimler olarak,
dinin de, dinin direği olan namazın da satılık
olmadığını düşünüyoruz. Namaz memurluğunu
reddetmemiz bu yüzdendir. Bu yaklaşımımızın
kurnazca çarpıtılmasını yakıştıramıyor,
ayıplıyoruz.
2- ”Cemaat” tabiri İslam mezhepleri
için değil gayr-i Müslim azınlıklar için
kullanılan bir tabirdir. Onun için mesela “Hanefî
Cemaati” tabiri kullanılmadığı gibi “Caferî
Cemaati” tabiri de kullanılmamalıdır. Bir cami
cemaati için doğru olabilir. Ancak geneli ifade
için doğru bulmuyoruz. Bunun için bu da Sayın
Başkan’a yakışmadı.
3- Caferîlere imam yetiştirmek de
Sayın Bardakoğlu’na kalmamıştır.
4- Türkiye Cumhuriyeti, Caferîleri
hiç bir zaman kaybetmemiş ki kazanmaya çalışsın.
Ama Sayın Bardakoğlu’nun anlayışı da bu camiayı
hiç bir zaman kazanamamış. Boşuna ümitlenmesin,
bundan sonra da kazanamayacaktır. Bu anlayış
Türkiye Cumhuriyeti’ne fitneden başka bir şey
kazandıramaz.
5- Alevîler adına cevap vermek
onların işidir. Ama bu anlayışın, asimile
edemediği hiç bir Alevî, kendisini Sünni olarak
tanımlamaz. Bilakis hangisine sorulsa “mezhebin
nedir?” Diye “Cafer-i Sadık mezhebindenim”
cevabını alacaktır. Ama ne yazık ki vatandaşın
dinini tarif etme hakkını bile vatandaşın
kendisine değil, bu anlayış, kendine ait bir hak
olarak görme gibi kötü alışkanlığından 21. asırda
dahi vazgeçmemiştir.
6- Sayın Bardakoğlu!
Beyanatınızdaki ifadeler, bu camiaya karşı iyi
niyetten ne yazık ki yoksundur. Gündeminize
aldığınızı belirttiğiniz bu programda asıl
niyetinizin ne olduğunu açıklar mısınız?
7- Sayın Bardakoğlu! Neden dolayı
bu camiayı kayıp olarak görüyorsunuz ki kazanma
ihtiyacı hissediyorsunuz?!
8- Sayın Bardakoğlu! Yurt dışına
gönderme vaadiyle satın alamadığınız Caferî
Uleması için ne gibi planlarınız olduğunu ve
onlara karşı hangi güçleri harekete geçirmeği
düşündüğünüzü de kamuoyuna açıklar mısınız?
9- Sayın Bardakoğlu! Bizim imamlar-
onların imamları gibi tabirler bölücülük ifade
etmiyor mu? Başkanlığınız perspektifinden “biz”
kim? “onlar” kim? açıklar mısınız?
10- Kendisi gibi olmayanları kayıp
olarak değerlendiren ayrımcı ve ayrılıkçı
düşüncelerin şerrinden ve fitnesinden Cenab-ı hak,
bu ülkeyi, bu milleti ve bu devleti korusun.
Kamuoyuna duyurulur.
Saygılarımızla.
Türkiye’nin orta ve batı bölgelerindeki Caferî
Âlimler Birliği
|