Advertisement

KEVSER YAYINCILIK

  Ana Sayfa /

 

Bugün :  

Sık Kullanılanlara Ekle

 

Başlangıç Sayfası Yapın

 

BİSMİLLAHİRRAHMANIRRAHİM

İNNA LİLLAH VE İNNA İLEYHİ RACİUN

17-09-2007                                        

Bismillahirrahmanirrahim

İnna lillah ve inna ileyhi raciun 

Ehl-i Beyt mektebinin ilim-irfan semasından bir yıldız daha kaydı.

İslâm dünyasına yüz yıla yakın hizmet eden Allame Seyyid Muteza Askeri Hakk’ın rahmetine kavuştu.

 Bu yüce ve eşsiz şahsiyetin vefatını başta Hz. Mehdi (a.f) olmak üzere ilim havzalarına, müçtehitlerimize ve İslâm âlemine tesliyet ve taziyet arz ediyoruz.

 

Allame Askeri Kimdir?

 

İslâmi bilimler sahasında otorite isimlerin başında gelen İslam ulemasının tanınmış siması Allame Ayetullah Seyyid Murtaza el-Askeri hk. 1332 Cemadiessani'sinin 8'inde mukaddes Samırâ(İrak) kentinde doğdu. İslâmi bilimlerle ilgili tahsiline çocuk yaştan başlayarak mukaddematını bu şehirde tamamladı.

Allame Askerî hk. 1349'da Kum'a hicret etmek üzere Samıra'dan ayrıldı; 1350 Muharrem'inde Kum'a ayak basacak ve bu ikamet üç yıl sürecekti.

İslâmi bilimler merkezi olan Kum kentinde yüksek usul ve fıkıh derslerini tamamladı;

 

Islahatçı çalışmalar

Tahsilinin yanısıra din –ilmiye- medreselerinin, toplumun günden güne artan beklentileri karşısındaki yetersizlik ve sorumluluğunun ehemmiyetini kavrayan Allame, gerekli düzeltme ve ıslahatların önce dini- ilmiye- medreselerinden başlatılması gerektiği sonucuna vardı ve medreselerin, ders programlarının toplumun günlük ihtiyaçlarına daha iyi cevap verebilecek şekilde yeniden düzenlenmesi için girişimlerde bulundu.

Bu ıslah girişimi, şia taklid merciiliğinin, Kum medresesini kuran Ayetullah Uzma merhum Şeyh Abdulkerim Hairî'nin uhdesinde bulunduğu döneme rastlar.

İlim ve Amel Adamı

Allame askeri, gençlik yıllarına henüz ayak bastığı dönemlerde islam tarihi, siyer ve sefernâmelere ilgi duyacak veyaşıtlarındagörülmeyen bir şevk ve süratle bu dallarda yoğun ve hacimli tespit ve mütallalarda bulunacaktı.

Ayetullah Mirza Şirazi'nin öğrencilerinin Tönbeki kıyamı çevresindeki araştırma ve notlarını mütalaa edip batılıların bu gibi mevzularla ilgili olarak yazdığı islam ülkeleri sefernamelerini inceledi, sömürü dünyasının islam beldelerine başlattığı çok yönlü saldırıların kökenine indi ve bu beldelerin çoğuna nüfuz yöntemlerini tespit etti.

Bu çalışmalar neticesinde birçok islâmi akidenin, batılı bozuk fikirlerle kasıtlı sentezleri doğrultusunda saptırıldığını ve bu bozuk inanç ve fikirlerin yine batının gizli elleri tarafından "islam" adına müslüman kitlelere takdim edilmekte olduğunu gördü.

Allame Askeri; islam ülkelerinde batılı müsteşarların düzenlediği resmi eğitim ve öğretim programları ve okul derslerinin gerçek mahiyetini kavrayan ilk islam ulemasındadır; yaptığı köklü çalışmalar neticesinde, islam ülkelerine batılı müsteşarların dayatmış olduğu milli eğitim programlarının mesela Almanya Japonya ve Fransa'daki sistemden çok farklı ve niteliksiz olduğunu görecekti. Bu ülkelerin düzenlediği ve islam ülkelerinde yaygınlaştırılmış bulunan eğitim sistemi, neticede Avrupalılara eğilmeyi esas alan ve en azından onların güdümündeki sistemlerde devlete "evet efendim"ci memur kadroları yetiştiren bir "memur fabrikası"ndan ibaret olduğunu gördü.

Öte yandan yine batılı rüzgarların etkisiyle islam ülkelerinde din tamamen günlük hayattan uzaklaştırılmış, üniversitelerle din medreseleri arasında bir uçurum yaratılmıştı, biri sadece din uleması, diğeri de "islâmi esasları temel alma zarureti hissetmeyen" batı eksenli ve salt pozitif bilimci elemanlar yetiştirmeyi hedeflemişti. Bu iki bilim yuvası arasındaki buzulların bir an önce çözülmesi ve gerekli birlik ve bütünlüğün oluşturulması gerekiyordu. Bu nedenledir ki 2. dünya savaşının zorlu günlerinde o, Samırâ'dan yola çıkarak öğretmen ve eğitim uzmanlarını bilinçlendirme yolunda dernek ve encümenler kurdu, bu sırada özel bir ilkokul açarak eğitim programını bizzat hazırladı; Şeyh Mirza Necmeddin Şerif Askeri, Şeyh Hasan Kumeyli, Seyyid Cafer Şehristâni ve Şeyh Mehdi Hekim gibi tanınmış islam uleması bu okulda ders vermedeydi. Ne var ki o günlerde islamı iyi kavrayamamış bulunan bazı dar görüşlülerin fikri saldırılarına maruz kalmakta gecikmedi. bu nedenle; eğitim sisteminin temelini güçlendirmenin yollarını aradı, islâmi usullerin belirlediği eğitim programları hazırladı, batılı saldırıların islam ülkelerinin eğitim ve öğretim sahasında açtığı gedikleri tespit etti ve bütün bu çalışma ve tecrübelerini kaleme alarak "Sosyal Bozulmalar ve Tedavi Yolları"adlı bir kitap yazdı.

Bu hastalıkları giderme gayesiyle Bağdad'a, yerleşti. Burada, "El-Tekamül Fi İslam"ın tanınmış yazarı Ahmed Emin'le karşılaştı. Birlikte yeni bir ilkokul açtılar, "Müntediunneşr"in faaliyete geçmesiyle birlikte Allame de Samıra'ya döndüyse de Ahmed Emin'in isteği üzerine tekrara Kazımeyn'e(Bağdat) gelip oklun yönetimini bizzat üstlenmek zorunda kaldı. Bu arada dini merasimleri, islami görüşü yayma yolunda ders sınıfları gibi kullandı. Bunun başarılı olduğunu görünce Irak Milli Eğitim Bakanlığı'ndan özel bir "İslami Bilimler Kursu" açma izni aldı ve bunu da "Usul-i Din Fakültesi" izledi. bu arada Kâzımeyn'deki bazı nüfuz sahibi dar görüşlülerin ciddi muhalefetleriyle karşılaşınca tekrar Samırâ'ya dönmek zorunda kaldı ve burada "İslami Düşünce Tarihi" adlı eserini kaleme aldı; ne var ki burada da önemli bir sorunla karşılaşmakta gecikmedi. İslam dünyasının birçok karanlık noktasını aydınlatabilecek bir çalışmayı zaruri kılan bu sorun şuydu: Genellikle Ebu Hureyre, Ümmül müminin Ayşe İbn-i Abbas, Enes bin Mâlik vb. tanınmış isimlerden rivayet edilen ve bilhassa Ehl-i Sünet nezdinde sahih olarak kabul edilegelmiş bulunan birçok hadis, dikkatli bir incelemeden sonra ya asılsız, ya da tutarsız çıkmadaydı!..

Bu sorunu incelerken, Seyf ve benzeri hadis uydurmacılarının bu hadislerinin gerçek yüzleri ortaya çıkacak ve Allame'nin "Abdullah İbn-i Saba - Bir Yalancının Düzmeceleri" adıyla basılacak eserinde de belgeleriyle ortaya konulduğu üzere, tanınmış birçok eski islam tarihi kaynaklarında geçen nice hadis ve hadisenin gerçekte aslı astarı bulunmadığı anlaşılacaktı!..

bu yorucu, ama değerli çalışma sonucu islam tarihinin bin küsür yıldır karanlıkta kalmış önemli bir kesiti gün ışığına çıkıyordu.

Allame'nin bu konuda ilk basılan belgesel eseri “Abdullah İbni Sebe masalı”dır

Allame Askeri bu yorucu çalışmalarına rağmen okul ve medrese eğitimine duyduğu ilgiyi henüz yitirmemişti.  yeni okul ve medreseler açmak üzere Kum'a giderek dönemin taklid mercii Ayetullah Brucerdi'yle görüştükten sonra özel bir dini ilmiye medresesi açmayı kararlaştırdılar, ama Musaddık'la Ayetullah Kâşani arasındaki fırtınalı olaylar bu projenin gerçekleşmesine izin vermedi, Allame tekrar Kâzımeyn'e döndü ve orada 1958 Temmuz'una kadar faaliyetini sürdüren "İmam Kâzım Medresesi"ni açtı.

 

İslâmî Kuruluşlar

Altmışlı yıllara girerken diğer komşu ülkelerde olduğu gibi Irak'ta da komunist faaliyetler artmış bu ülkenin başbelası durumundaki Baas Partisi çalışmalarını hızlandırmış ve Keldan Rahibeleri, Meryem-i Azrâ... vb. isimler altında hırıstiyan misyoner çalışmaları hız kazanmıştı. Ortadoğu'daki islam ülkelerini dinlerinden koparmaya yönelik bu tehlikeli gelişmeler karşısında sessiz kalmayan Allame Askeri dönemin taklid mercii merhum Ayetullah Seyyid Muhsin Hekim'in öncülüğünde ve birkaç arkadaşıyla birlikte yeni bir mücadele sahnesine atıldı. Siyasi bir mücadele olan bu aşama, onun hayatında özel bir dönün noktası olacaktı.

Allame, bu gayeyle, önce Bağdad'ın Bey' mahallesine yerleşti, oradan da Kerade-i Şarkiyye'ye geçerek müçtehidin temsilcisi olarak çalışmaya başladı.

Hüseyniyelerle camiler teşkilatlandırıldı, merhum dr. Seyyid Davud Attar'ın koordine ettiği öğrenciler Kâzımeyn medresesinden makber-i mübarek'e geniş çaplı gösteriler düzenleyerek bu faaliyetleri protesto ediyorlardı. Bu gösteriler giderek büyüyecek ve Allame'nin öncülüğünde bütün dini mahfillere yayılacaktı. Peygamberler ve evliyaların doğum veya vefat günleri bu çalışmalara en elverişli zamanlardı.

Hareketin ferdi değil, organizeli olması gerektiğine inanan Allame, merhum Hibeeddin Şehristani'nin kurduğu İslami Hayır ve Bağış Cemiyeti'nin başına geçti. Bu arada, Irak'taki islami hareket ve bilinçlenmenin "kadro eğitim ve yetiştirilmesi" vazifesini üstlenen Allame'nin bu çizgideki çalışmaları şunlardı:

- Bağdat'ta İmam Cevad okulları'nın tesisi

- Abdurrahim Şevki yönetimindeki Bağdat Yeni Okullar -Medaris-i Cedide’nin kuruluşu

- Seyyid Davud Attar yönetimindeki Kâzımeyn Okulları

- Şehid Bintulhuda hanımın yönetimindeki Ezzehra Çocuk Yuvası ve Okulları -Kazımeyn'de-

- Seyyid Muhammed Abdulhekim yönetimindeki İmam Sadık okulları -Basra-

- Ali Semaki yönetimindeki İmar Bâkır Lisesi - Hille-

- Merhum Şeyh M. Hüseyin Şemseddin tarafından kurulup İslâmî Hayır Cemiyeti'nce yönetilen İmam Hüseyin Lisesi'nin eğitim programlaması ve kontrolü

- Numaniye'de Kızlar İçin Eğitim Kursları

 

Bu kültürel çalışmaların yanısıra sosyal çalışmalarından bazısı şunlardı:

- Bağdad'da Tıp kliniği -hk. 1372-

- Kazımeyn'de Ücretsiz tedavi Merkezi

- İmam Hüseyin Hastahanesi'nin yapımı

Allame Askeri'nin bu sahadaki en büyük çalışması, hk. 1374'te Bağdad'da kurduğu Usul-i din Fakültesi olmuştur.

Baas Partisi, küfür ideolojisiyle Irak'ta yönetimi ele geçirince Allame Askeri, merhum Ayetullah Hekim önderliğinde bu rejime karşı mücadeleye girişti. Çok geçmeden hakkında tutuklama emri çıkarıldı ve hk. 1389'da Lübnan'a kaçmak zorunda kaldı. Lübnan'da İmam Sadr, Muhammed Hüseyin Fazlullah ve Şeyh M. Mehdi Şemseddin gibi dava arkadaşlarıyla birlikte Baasçı Irak rejimine karşı mücadelesini sürdürdü.

Çok geçmeden, Baasçı Irak rejiminin kendisini Lübnan’dan Irak'a kaçırmaya kalkışması üzerine İran'a gitti. Bir hayli ilerlemiş yaşına rağmen İslamî araştırmalarını sürdürdü, yoğun inceleme ve hacimli teliflerde bulundu. İran'da vaktini daha çok, eser yazmak veya yarım kalan eserlerini tamamlamakla geçirdi. ayı zamanda, Irak rejimine karşı mücadele veren Müslüman grupları var gücüyle desteklemekten geri durmadı. Bu arada Hk. 1398'de Tahran'da İslami Bilim Derneği ve Kum'da Usul-i Din Fakültesi'ni kurdu.

 

-Allame'nin Telif Eserleri-

1- Yüze Elli Uyduruk Sahabe

2- Abdullah b. Seba Masalı (3 cilt)

3- Ümm-ül Müminin Ayişe'nin İslam Tarihindeki Rolü (4 cilt)

4- Mealim-ul Medreseteyn (üç cilt)

5- Kitap ve Sünnet Işığında Meseleler (14 cild)

6- İslam Dinin İhyasında Ehl-i Beyt İmamlarının Rolü (üç cilt)

Ve daha bir çok araştırma ve inceleme eserleri

28 Nisan 2007 tarihinde huzurlarına kabul edildiğimizde tüm eserlerinin yayınevimiz tarafından basılmasına izin vermiş ve bunu mübarek yazısıyla da bize hatıra bırakmıştır.

 

Kevser yayınları olarak imkânlarımız ölçüsünde en azından üstadın önemli eserlerini Türkçeye kazandırmaya gayret edeceğiz inşallah.

 

Kendisine Allah’tan rahmet, evlâtlarına ve sevenlerine sabırlar diliyoruz.

 

Üstadın Türkçe Çıkan Eserleri

1-Ehl-i Beyt ve Ehl-i Sünnet Ekolleri (3 cilt)

2-Abdullah İbn-i Sebe Masalı (Merhum Abdulbaki Gölpınarlı tercümesiyle)

 

Yakında Çıkacak Eseri

Ümmü’l-Müminin Aişe

 
Site içi Arama


 

 

 

 

Go to top of page  Ana Sayfa | Kitap Listesi | Kıble Dergisi | Makaleler | Kadin ve Aile | Cocuklar Îçin | Soru Ve Cevap | Yazarlarımız |
Kur`an | Hadisler | Dualar | Şiirler | Ses ve Video | Programlar | Linkler  |  Îletişim için |

Copyright© 2000 Kevser Yayinlari Internet Hizmetleri. Tüm Haklari Saklidir Ayrintili bilgi almak için veya bize her konuda yazmak için, paragonxx@yahoo.de  'e mesaj yollayiniz. WWW.KEVSERNET.COM